
Trump, Netanyahu hakkında küfür kullandığını itiraf etti, Hamnaney'le görüşmeyi dört gözle bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi akşamı İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin "son derece gergin" olduğunu ve "sert terimler ve doğrudan eleştiriler" kullandığını doğruladı.
Bu teyit, "Axios" ve "ABC" gibi ABD medya haberlerinin, Trump'ın Netanyahu'ya açıkça eleştirdiği ve Trump'ın Beyrut'un güney banliyölerini bombalama tehdidi fonunda belirtmesinin ardından geldi; Trump, bu durumu Orta Doğu'daki savaşı sona erdirmek için Tahranla devam eden görüşmeleri bozabilecek bir adım olarak gördü.
New York Post'a verdiği röportajda Trump, Netanyahu'ya "Deli misin?" gibi ifadeler söylediğini itiraf etti. Lübnan'daki devam eden çatışmalardan "rahatsız olduğunu" ekledi, ancak aynı zamanda aralarındaki ilişkinin "çok iyi" olduğunu ve "ona hayran olduğunu" vurguladı.
Bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump'ın Truth Social'daki paylaşımlarına atıfta bulundu; burada Netanyahu'ya Beyrut bombalamasından geri adım attığı için teşekkür etti.
İran haberleri, İsrail'in Lübnan'daki tırmanması nedeniyle Tahran'ın Washington ile görüşmelerini askıya aldığı ve Tel Aviv'in güney banliyölerine saldırıları yeniden başlatma tehdidinden bahsetmişti.
Savaşın bitmesinden sonra İran lideriyle görüşme arzusu
Trump, Netanyahu'yu "deli" olarak nitelendirdiğini doğruladı, ancak "birlikte çok iyi çalıştıklarını" ve son anlaşmazlıklarının devam eden savaş ışığında mevcut işbirliklerini iptal etmediğini açıkça belirtti.
Trump, Netanyahu'nun güney banliyölerine saldırma tehdidini reddettiğini ifade etti ve herhangi bir tırmanmanın 28 Şubat'ta başlayan savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ABD-İran müzakerelerinin çöküşüne yol açabileceği konusunda uyardı.
Röportaj sırasında Trump, İran dosyasına değinerek, Yüksek Lider Muctebe Hamaney'in savaşın gidişi ve uzlaşmayla ilgili kararların alınmasında "tamamen dahil olduğunu" söyledi.
Özellikle babası, merhum Yüksek Lider Ali Hamaney'in ve aile üyelerinin İsrail baskınlarında öldürülmesinden sonra İranlıların ona "büyük saygı duyduğunu" belirtti ve Trump, barış anlaşması sağlandıktan sonra "Mücteba Hamenei ile görüşmek istediğini" belirterek, İran liderliğiyle doğrudan siyasi bir yol açma isteğine atıfta bulundu.
Rubio, Trump'ın bilişsel yeteneklerini savunuyor
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Başkan Donald Trump'ın bilişsel yeteneklerini zorlu bir Temsilciler Meclisi oturumunda güçlü bir şekilde savundu ve Demokrat milletvekillerinin başkanın ruh sağlığıyla ilgili suçlamalarını açıkça reddetti.
Rubio, Trump ile olan anlaşmazlığın siyasi olabileceğini veya kararlarıyla ilgili olabileceğini, "ancak kesin olan şu ki, o uyuyan bir başkan değil ve herhangi bir bilişsel rahatsızlık yaşamıyor" dedi; Temsilci Ted Lowe, Trump'ın toplantılarda uyuduğunu gösteren videoları gösterdikten sonra geldi; bunun "bir sorunun kanıtı" olduğunu söyledi; Rubio, bunu hassas bir zamanda bir dış politika komitesi için uygun olmayan "saçma konuşma" olarak nitelendirdi.
Bakan, Trump'ın yakında 80 yaşına girmesine rağmen "gece gündüz insanlık dışı bir tempoda" çalıştığını söyledi ve sağlığının eski Başkan Joe Biden'ın görev süresinin sonunda yaşadığı kadar endişe verici olmadığını ekledi.
The Washington Post, ABC News ve Ipsos tarafından yapılan yakın tarihli bir anket, katılımcıların yüzde 59'unun Donald Trump'ın ülkeyi yönetmek için zihinsel kapasitesine sahip olmadığına inandığını, yüzde 55'inin ise son sağlık raporunun "hâlâ mükemmel sağlık durumunda" olduğunu doğrulamasına rağmen fiziksel sağlığının iyi olmadığını belirttiğini gösterdi.
İran'daki savaş eleştirileri arasında gergin oturum ve karşılıklı suçlamalar
Tartışma, Demokrat milletvekilleri Trump yönetimini İran'daki savaşı kötü yönetmekle suçlarken, Rubio ise Temsilci Sarah Jacobs'un başkandan aldığı garip bir hediye hakkında sorduktan sonra öfkeyle "Bu sirk ne?" diye yanıt verdi.
İki taraf suçlamalar arasında değiş tokuş etti; Temsilci Ted Lowe, Rubio'ya "Yalan söylemeye devam et" dedi; bu, başkanın zayıflayan zihinsel yeteneklerini örtbas etme girişimi olarak gördüğü bir göndermedir.
Trump, görevdeki ilk yıllarına kıyasla iç işe gidip gelme sıklığını azaltmış olsa da, dış seyahatlerinde olağanüstü aktifliğini koruyor ve Demokrat selefine göre gazetecilerin sorularını daha sık yanıtlıyor.
Görüşmeler, İran'daki savaşa yönelik artan eleştirilerin arttığı ve Kongre içindeki yönetimin performansı üzerine siyasi tartışmayı yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşiyor.

