İsrail işgal kuvvetleri, Kıbrıs açıklarında "Küresel Dayanıklılık Filosu"na saldırıyor
İsrail medyası, Pazartesi günü İsrail donanmasındaki seçkin birliklerin, geçen Perşembe Türkiye'den Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkan "Küresel Sadıklık Filosu"nu kontrol etme sürecine başladığını bildirdi ve bu durdurmaların Kıbrıs kıyılarında yüzlerce kilometre uzaklıkta gerçekleştiğini belirtti.
İsrail deniz gemileri, insani filoya Türkiye'den kuşatma altındaki bölgeye giderken uluslararası sularda durdurdu; komandoların gemilere baskın yapıp onlarca uluslararası aktivisti tutukladığı haberleri varken, misyonun organizatörleri görevlerinin "tamamen insani ve barışçıl" olduğunu vurguladı.
Saldırı ve filonun kontrolü detayları
İsrail medyası, Yedioth Ahronoth ve Channel 12 dahil olmak üzere, seçkin deniz komando birimi "Shaitit 13"ün, Filistin kıyılarından yüzlerce mil uzaklıktaki filonun gemilerini kontrol etmek için operasyon yürüttüğünü bildirdi.
Raporlara göre, işgal güçleri gemilerde bulunan yaklaşık 100 aktivisti tutukladı ve bu aktivistler, gemileri çekme ve dayanışma aktivistlerinin daha sonra Aşdod limanına nakledilmesi için "yüzen hapishane" olarak donatılmış bir İsrail savaş gemisine nakledildi.
Deniz ablukası, avukatlar 'korsanlığı' belgeliyor
Yerde, "Al-Jazeera" ağının muhabiri, dört İsrail savaş gemisinin denizde filoyu kuşattığını ve teknelerden motorlarını durdurmalarını istediğini açıkladı; ağır silahlı askerler ana gemiye "gündüz vakti" bindi.
Öte yandan, girişimin organizatörleri "X" platformunda, Gazze'ye yardım gelmesini engellemeye yönelik sistematik "korsanlık eylemlerine" maruz kaldıklarını duyurdu.
Filo içindeki bir kaynak, bu itirazın "sorumluları kuşatmayı kırma girişimlerini sürdürmekten vazgeçirmeyeceğini" doğruladı ve bir avukat ekibinin, Tel Avid'i uluslararası mahkemelerde yargılamak amacıyla İsrail ihlallerini belgelemek için gelişmelere ayak uydurduğunu ortaya koydu.
70 ülkeden dayanışma çalışanlarını taşıyan 54 gemi
Küresel Dayanıklılık Filosu, geçen Perşembe günü Türkiye'nin Marmaris limanından yola çıktı; 54 gemi ve insani yardım gemisi, doktorlar, avukatlar, insan hakları aktivistleri ve dünya çapında yaklaşık 70 ülkeyi temsil eden gazeteciler dahil yüzlerce dayanışma aktivisti taşıyordu. Ana gemi "Family" adında, teknelerin hareketini koordine etmek ve zararlı sektöre tıbbi ve gıda yardımı yönlendirmek için merkezi bir operasyon odası içeriyor.
"Şiddet" bahanesi ve Netanyahu'nun güvenlik planları
Öte yandan, Tel Avir'deki siyasi ve güvenlik çevreleri saldırıyı önceden ayarlamıştı; Jerusalem Post, Başbakan Benjamin Netanyahu'nun gemilerin karabalıklara girmeden önce durdurulması için bir plan hazırlamak üzere küçük bir güvenlik toplantısı düzenlediğini açıkladı.
İsrailli yetkililer, filoya yönelik saldırıyı İbrani basınında bu sefer filo katılımcılarının önceki kampanyalara göre "daha şiddetli" olduğu iddialarıyla haklı çıkarmaya çalıştı; organizatörler bu iddiaları görevlerinin barışçıl kimliğini kesin bir şekilde reddetti ve vurguladı.
"Mavi Marmara" senaryosunun tekrarı
Askeri saldırı, 2010'da İsrail komandolarının uluslararası sularda canlı mermi kullanarak gemiye baskın yaptığı ölümcül olayı anımsatıyor; bu olay onlarca Türk aktivisti öldürdü ve yaraladı ve Ankara ile Tel Aviv arasında yıllarca süren ciddi diplomatik krizi tetikledi.
Bugünkü saldırı, aynı zamanda İsrail donanmasının geçen Nisan ayında gerçekleştirdiği benzer bir operasyonun da bir uzantısı olarak gerçekleşiyor; o operasyonda aynı filoya ait gemiler ele geçirilip mürettebatlarını tutuklamıştı.
Gazze'de İnsani Felaket Kötüleşiyor
2007'den beri Gazze Şeridi'ne uygulanan ablukayı kırmak için yapılan bu sürekli insani yardım girişimleri, 7 Ekim 2023'ten beri işgal ordusunun Gazze Şeridi'nde sürdürdüğü soykırım savaşı ışığında eşi benzeri görülmemiş felaket seviyelerine ulaşmış, altyapının tamamen yıkılmasına yol açmış ve gerçek kıtlık ile ciddi tıbbi malzeme kıtlığı altında yaşayan yaklaşık 1,5 milyon Filistinlinin evlenmesine ve yerinden edilmesine yol açmıştır.

