
Ben Gvir'in Aksa Camii'ne baskınının yaygın Arap ve İslami kınamaları

İsrail işgal hükümetinde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in Pazartesi akşamı kutsanmış Aksa Camii'ne baskın düzenlemesi, işgal altındaki Kudüs'teki dini, tarihsel ve hukuki duruma ciddi sonuçlar verileceği uyarılarının yanı sıra Arap ve İslam öfkesini tetikledi.
Kınamalar, İsrail yetkililerinin 28 Şubat'ta ABD-İsrail'in İran'a saldırısının başlamasından bu yana ilan edilen "olağanüstü hal" bahanesiyle Aksa Camii'ni 38. gün üst üste kapatmaya devam ettiği bir dönemde geldi.
Türkiye: Aksa İslami kimliğinin doğrudan hedeflenmesi
Türk Dışişleri Bakanlığı, Ben Gvir'in Aksa Camii'ne baskınını şiddetle kınadı; bu hamleyi ciddi bir provokasyon ve mekânın dini ve tarihi kimliğinin ihlali olarak nitelendirdi.
Bakanlık Salı günü yaptığı açıklamada, "Netanyahu hükümetinin yalnızca Müslümanlara ayrılmış kutsal bir yer olan Aksa Camii'nin tarihsel ve yasal kimliğini hedef alması ve provokasyonları kabul edilemezdir," dedi.
Rapor, Ben Gvir'in camiye Meğrib Kapısı üzerinden girdiğini ve avlularında dolaştığını belirterek, Doğu Kudüs'te ibadet özgürlüğünün korunmasının uluslararası toplumun ortak sorumluluğu olduğunu, uluslararası toplumun tekrarlanan ihlalleri durdurmak için harekete geçmesi çağrıldığını vurguladı.
Filistin: Aksa kutsallığını hedef alan açık bir saldırı
Filistin'de, Awqaf Bakanlığı, Ben Gvir'in saldırısını Aksa Camii'nin kutsallığını ihlal eden "açık bir saldırı" olarak nitelendirdi ve cami'nin ibadet edenlere kapalı olması nedeniyle tehlikeye dair uyarıda bulundu.
Bakanlık, bu hamlenin camisinin dini ve manevi kimliğine doğrudan yönelik bir hedef olduğunu vurguladı ve İslam, Arap ve uluslararası kurumları Aks'ı savunmak ve kutsal alanlara yönelik "artan İsrail saldırısını" durdurmak için derhal harekete geçmeye çağırdı.
Ürdün: Haşimi Korumasına Saldırı
Ürdün'de Dışişleri ve Yabancı İşler Bakanlığı, baskını "uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukukun açık ihlali" olarak nitelendirerek bu hamlenin tehlikeli bir tırmanma ve kabul edilemez bir provokasyon olduğunu vurguladı.
Bakanlığın resmi sözcüsü Büyükelçi Fouad al-Majali, baskının "zamansal ve mekânsal bir bölünme getirme girişimi" olduğunu belirterek, "İsrail'in Kudüs ve onun İslami ile Hristiyan kutsal yerleri üzerinde egemenliği olmadığını" vurguladı.
El-Majali, Aksa Camii'nin kapatılmaya devam etmesini ve ibadet özgürlüğünün kısıtlanmasını kınadı; Aksanın 144 dunum alanıyla Müslümanlar için bir ibadet yeri olduğunu ve Ürdün Quds Vakıfları Departmanı'nın bunu yönetmeye yetkili tek kurum olduğunu vurguladı.
Ürdün Vakıflar Bakanı Muhammed El-Haleyleh, caminin kapatılmaya devam etmesini yüzyıllardır eşi görülmemiş bir "tarihi suç" olarak nitelendirerek, Haşimi Koruması'nın artan baskılara rağmen Kudüs'teki İslami ve Hristiyan kutsal yerlerini korumaya devam ettiğini vurguladı.
Katar: Müslüman duygularına bir provokasyon
Katar'da Dışişleri Bakanlığı, baskını "uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali ve dünya çapındaki Müslümanların duygularına yönelik bir provokasyon" olarak kınadı.
Doha, uluslararası toplumun Kudüs ve kutsal yerlerine karşı ahlaki ve hukuki sorumluluklarını üstlenmesi gerektiğini vurguladı ve İsrail'in tekrarlayan ihlallerine karşı mücadele çağrısında bulundu.
Katar ayrıca, Filistin halkının haklarını destekleme konusundaki kesin tutumunu yineledi; bunlar arasında 1967 sınırında bağımsız devletin kurulması ve başkenti Doğu Kudüs olması dahil, Messi-Tepsi'ye yapılan saldırıları bölgesel istikrara doğrudan tehdit olarak nitelendirdi.
Mısır: Tehlikeli Tırmanma
Mısır'da Dışişleri Bakanlığı, baskını "tehlikeli bir tırmanma, kabul edilemez bir provokasyon ve uluslararası hukukun açık ihlali" olarak kınadı, Kahire'nin İslami kutsal yerlerin kutsallığını ihlal eden herhangi bir uygulamayı tamamen reddettiğini vurguladı.
Bakanlık, Aksa Camii'nin tüm bölgesindeki Müslümanlar için bir ibadet yeri olduğunu ve yeni bir gerçek uygulamaya yönelik girişimlerin "geçersiz ve geçersiz" olduğunu vurguladı.
Ayrıca, ibadet edicilerin girişine getirilen kısıtlamalar konusunda endişelerini dile getirdi ve bu önlemlerin devam etmesinin Kudüs ve bölgedeki durumun patlamasına yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Kahire, Kudüs'teki İslami vakıfların tarihsel ve yasal rolüne, özellikle Haşimi Koruyuculuğu'na saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

